Salı, Mart 10, 2009

Hayal Kahpesi

İki sıra halinde dizildiler. İsimleri önemli değil...

İçlerinden birisi, sıradan sıyrılıp öne çıktı.. Birşey söylemek istiyordu sanki. Sararmış yüzü, acı çeken bir ifadesi vardı. Derin bir nefes aldı, gözlerini kocaman açtı ve tüm gücüyle,

- "Kahpe!! " diye haykırdı.

Karşılaştığım daha ironik durumlar da olmuştu. Ama bu... Halen çok komik buluyorum o anı..

Bu çıkışı, büyük bir saygısızlık olarak gören büyük X, yaşadığı olay karşısında kıpkırmızı olmuştu. Tecrübesinden mi yoksa çekindiği için mi bilmem ama tepkisiz kalmakla yetindi ve hepsine dağılmasını söyledi. Sesi, çok cılızdı..

Derken, solgun benizli olanın yanında buldum kendimi. O çıkışın sebebini öğrenme arzusuyla doluydum. Hemen dibinde, tam dikkat ona baktığımı görünce

- "Merak etme, bu sabah gibi yüzlercesini çoktan tükettim hayallerimde. Yaşama dair süprizler bekledim sadece, hayal edilmişlerin üstüne.. Sözün özü, yaşam olan kahpe ve ben de onun hayalcisiyim işte.." dedi.

Tokatlamak hatta dövmek istedim onu....

Suratına tükürmekle yetindim.

Pazar, Temmuz 06, 2008

Savaş Ve Barış

-"Hadi ama kalksana!" dedim. Neden, bilmiyorum..

"Bu nasıl bir Kabus! uyanmama veya ağlamama engel olan şey de ne?" dedi. Bütün gücüyle işaret parmağını ısırdı. Veya ısırmadı, hatırlamıyorum. Peki ya, o cansız bakışlar.. ve şöyle devam etti..

- Sana birşey anlatacağım. Şöyle ki; "Saatler boyunca hareketsiz oturduğumu, uyuşan ayaklarımın acısına katlanamıyınca farkettim. Ayağa kalkıp perdeyi araladım. Azbiraz romantik bir havamda olsaydım, 'günaydın' derdim kendime, ancak öyle olmadı. Madalyonun bana ait olan yüzünde hiç.. Neyse yalnızdım işte.. Bütün bu saçma düşüncelerin arasında, pencerenin sağ üst köşesinde kırmızı borda karışımı bir leke gördüm.
Bu kadar dipte hissetmesem merak eder incelerdim. Ancak, duş almanın daha iyi olacağını düşündüm ve banyoya yöneldim.
'Banyo yok!'
Herhalde rüyadayım dedim kendime.. Bitmesi için biraz daha uyku en iyisiydi. Pencerenin önündeki kanepeye yüz üstü uzandım."

- 'Eee sonra ne oldu. Uyandın ve..'
Birden cansızlaşmıştı sanki, gözlerimin içinden geçip arkamdaki duvarı gördüğünü hissetim.

- "Son"

- 'ne sonu..'
Ayağa kalktı, kafasını kaldırıp tavana baktı. Derken, başka birisinin adımla seslendiğini işittim sanki,

-'Uyan Ezeki'

-'Hadi Ezeki kalk, mutlaka kalkmalısın'

Çok net hatırlıyorum. Tam, 'Hayatımın kabusu, bir daha gece yatmadan yemek yersem..' dedim ki o kafasını aşağı indirip tekrardan masaya oturdu.

- "basbayağı son işte.. uyanınca ne pencerede leke vardı ne de banyo kayıptı. Ancak bir türlü kurtulamadığım, şu an bile etkisinde olduğum bambaşka birşey daha var"

-'eğer uyanınca geçen birşeyse lütfen beni de bulandırma.. boşver anlatma' dedim.
Konuştuğum kişiyi tanımıyordum. Neredeyse dakikalardır konuşuyorduk ve ne nerde olduğum ne de kiminle neden konuştuğum hakkında bir fikrim yoktu..
Arkasındaki sehpaya uzandı ve bir ayna alıp bana doğru tuttu.

- "Aynada ne görüyorsun Ezeki."

- 'Tabii ki kendimi görüyorum.' dedim. Aynanın yüzünü kendine çevirdi, bir süre öyle durduktan sonra tekrar bana çevirdi. Gene kendimi görüyordum. 'Bu ne biçim bir kabus!' diye haykırdım içimden.. Üstelik, adımı da biliyor!

- "Unutmuşsundur. Benim adım Gosp... Peki, şimdi de mi kendini görüyorsun. Kendini ?'

Ezeki- Neydi bukadar inanması zor olan.. Evet kendimi görüyordum. Bu bendim. Gayet sağlıklı ve yakışıklı görünüyordum. 'evet' dedim

Gosp- "Bana bir daha bakarmısın, aynada gördüğün kişi ben olmayayım ?'

Ezeki- Aynayı masaya koyduğu anda hayatımın şokunu yaşadım. Ben mi dikkatli bakmamıştım yoksa karşımdaki hep benmiydi.. Uyanmak İstiyorum!

Gosp- "işte bana da tam olarak bu oldu. Bu yüzden kafam karışık, hem de çok"

Ezeki-'Bak arkadaşım, bu bir rüya ve ben eninde sonunda uyanacağım. Gel iyice manyaklaşmadan bu konuyu kapatalım'

Gosp- "Senin rüyan mı yoksa benimki mi, görünen o ki sadece isimlerimiz farklı. Üstelik şu an yaşadıklarımızın onlarca değişik halini yaşadık, gene hatırlamıyorsun. "

Ezeki- 'Nasıl yani?' dedim.

Gosp- "Bu kabustan çıkmak için kendimi bayıltmayı denemiştim. İlk seferinde, ayıldıktan hemen sonra sen yine hiçbirşeyden habersiz karşımda oturuyordun. Beni öldürmen için ikna ettiğim bir sefer de olmuştu. Kısacası herşeyi denedim. Şuurumu kaybeder kaybetmez sen yeniden bihaber bir şekilde karşımda oturuyor olacaksın. "

Ezeki- 'Beni bayıltmayı denedin mi hiç?'

Gosp- "Hayır ama ne faydası olacak ki, herşey silbaştan.."

Ezeki- 'Ozaman aynı anda birbirimizi öldürelim, oyunu ancak bu şekilde bozarız bence. üstelik rüyadayız ne olacak ki..'

Gosp- "Hımm. Olur, bir de böyle deneyelim"

Ezeki- 'Aynayı kır ve bir parçasını bana ver'

Üçten geriye doğru saydık ve aynı anda ayna parçalarını birbirimize sapladık...

-"Hadi ama kalksana!" dedim. Neden, bilmiyorum..

Pazartesi, Şubat 25, 2008

Adæm

Rohan - Sofa, gözlerini şimdi açabilirsin!
Sofa - Emin misin ?
Rohan - Aç hadi gözlerini, aç aç!
Sofa - Korkuyorum..
Rohan - Biliyorum korktuğunu, bana güven!
Sofa - Işıkları görüyorum, rengarenk..
Rohan - Daha fazla aç!
Sofa - Şimdilik bukadar yetmez mi? Biraz ara versem..
Rohan - Bana Güven! Ya şimdi Ya da Asla!
Sofa - Peki Rohan..
Sofa, tamamen kapatmış olduğu gözlerini tekrardan açmaya başladı. Çok istekli değildi ancak Rohan'ı kırmak da istemedi. Üstelik ışığın etkisiyle zorlanan gözleri yaşarmış, ağlamaklı bir durumdaydı..
Rohan - Açıyor musun!
Sofa, binbir güçlükle gözlerini yendiden açtı ve ışığın ilk seferki kadar rahatsız etmediğini farketti. Gördükleriyle ilgili çok da keyif aldığını söyleyemezdi ancak mutsuz da değildi.
Rohan - Ben sana söylemiştim, ne kadar da kolay oldu değil mi!
Sofa - Teşekkürler Rohan..
Günler, aylar, yıllar geçti. Sofa, gördüklerinin etkisiyle, bildiği yaşamın aslında çok farklı cereyan ettiğini öğrendi. Bundan pek de hoşnut değildi, eski zamanlarına dönmek istiyordu. Bilmemek istiyordu.. Rohan'a gitti.
Sofa - Ben gözlerimi tekrar kapatmak ve gördüklerimi unutmak istiyorum.
Rohan - AHAHAHAHA!
Sofa - Şaka yapmıyorum Rohan!
Rohan - Söylemeyi unuttuğum için özür dilerim, geri dönüş YOK!
Sofa - Mutlaka bir yolu olmalı, yaratıcı bile kullarına birçok kez şans veriyor.. Bunun da bir yolu olmalı!
Rohan - Gördüklerini unutmadığına göre balık değilsin.. Seni rahatsız ettiğine göre kalpsiz değilsiz.. Ancak, gördüğün ilk parıltıya ve benim telkinlerime kanacak kadar da günahkarsın!
Sofa - Şimdi anlıyorum.. Fakat, seninde bilmen gereken birşey var ki, ben sadece senin vicdanının bir eseriyim..
Rohan - O defteri seninle kapattım dostum.. sen son yapraktın, yazdım bitti..

Çarşamba, Ağustos 08, 2007

Tozlar ve Küller

Son bir kez daha ayağa kalkacak kadar enerjisi kalmıştı sanki. Kalkıp kalkmamak konusunda yaşadığı tereddütler, düşünce sarmalı ve her geçen saniye..

"O da ne!" diye sıçradı. Odanın sararmış duvarlarına rağmen ne kadar da belirgin gözüküyordu..

-'kahverengi kelebek' diye mırıldandı..

Bunca yorgunluğa rağmen o kelebeği öldürmek için çaba harcayacağı düşüncesi çok mantıksız gelmişti bir an. Ama öldürmeliydi. Güvende hissedeceğini düşündü..

- * -
Uçmak.. rüyadayım galiba! Yoksa, ne yaşadığı ev bu kadar büyük olabilirdi, ne de uçuyor olabilirdi. Uçmak ne kadar da güzel bir şey!
Daha öncede yattığı odadaydı, ama yatakta yoktu. 'çünkü uçuyorum!' diye haykırmak istedi ama sesi çıkmıyordu. Bunun kabus mu yoksa güzel bir rüya mı olduğunu anlamak çok zordu. Yatak odasının kapısının arkasındaki, genelde sivilcelerini sıkmak için kullandığı aynada kendini görünce bunun bir kabus olma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu düşünmeye başladı. Kahverengi, çirkin bir kelebek gibi gözüküyordu. Gözükmek ne kelime, ta kendisiydi..

Durumun tadını çıkarmakla, hissettiği rahatsızlık arasında bir seçim yaptı ve ' fırsat bu fırsat, uçmalıyım!' diye haykırmaya çalıştı. Sadece uçabildi.

Televizyonun olduğu odaya doğru kanat çırptı, çünkü genelde oranın camı açıktı ve rahatlıkla dışarı çıkabilirdi. 'O da ne!' diye haykırmak istedi ama..

Koltukta oturan ve baygın baygın bakan kişi ta kendisiydi!

- * -
Hikayenin bu aşamasında, toplumsal bir mesaj mı bekliyorsun ? Mesela adam kelebeği öldürüyor ve kelebek kendi olduğu için aslında kendini öldürüyor gibi... Bekleme..
Okumaya devam et..

- * -
Gözlerini açtığında, yorgunluktan sızmış olduğunu ve daha da kötüsü kelebeğin halen odanın sararmış duvarında olduğunu gördü. Uykudan önceki kadar yorgun hissetmiyordu kendini.. 'Senin işini şimdi bitirecem!' diye seslendi kelebeğe..

Ama hep merak ettiği birşey vardı. Kelebeğin kanatlarındaki tozlardan bir miktar eksilince uçamadıklarını duymuştu.. Bunu denemek istedi, ama nasıl yapacağını bilmiyordu.

Sehpanın üzerinde duran boş bardağa hapsedebilir ve bardağı hareket ettirerek kanatlarına deydirebilirdi. Bu sayede bir miktar kelebek tozunu dökeceğini düşündü. Kelebeğe ' kelebekçik sehpaya gelsene' diye seslendi.

- * -
Koltukta oturan bedeni, ansızın uykuya dalmıştı. Bu ne biçim rüyaydı!. 'Ben kelebek oldum, koltuktaki ben ise uykuya daldı!'.. Orada beklemenin en güvenli tercih olacağını düşündü. Ayrıca, üzerinde durduğu sararmış duvarın bu kadar pis olduğu hiç farketmemişti.

İlerliyen dakikalarda koltuktaki kendi uyandı. Ona dikkatlice bakıyordu. ve ansızın seslendi.. 'senin işini şimdi bitircem!' .. Ses ve içeriği çok ürkütücüydü..

O an, bunun çok garip bir tecrübe olduğunu ve kelebek midesinin bulandığını hissetti. Koltuktaki kendi sürekli birşeyler mırıldanıyordu ona bakarak ve yeniden seslendi 'Kelebekçik sehpaya gelsene!'

Kanatlarına hakim olamıyordu artık, ansızın sehpaya doğru uçtu ve tam ortasındaki bardağın üstüne kondu.

- * -
Marketten aldığı yumurtaların kesin kırıldığını düşünüyordu. Aniden karşısına çıkan çocuk, alışveriş torbasına çok kötü çarpmıştı. Adımlarını iyice hızlandırdı..

Evin kapısını defalarca çalmasına rağmen ev arkadaşı halen kapıyı açmıyordu. Daha da ilginci, evden hiçbir ses gelmiyordu. İyi ki anahtarlarını yanına almıştı.

Kapıdan içeri girer girmez doğruca mutfağa yöneldi, alışveriş torbasına baktı ve 'ohh be!' diye seslendi. Yumurtalar sapasağlamdı.

O alışveriş yapacak, ev arkadaşı da çay vb şeyleri hazırlayacaktı. Ama ne bir kahvaltılık vardı masanın üstündene de ocağın üstünde bir demlik.

Kızgınlıkla yatak odasına doğru gitti. Odada kimse yoktu. Arkadaşının, oturma odasında olabileceğini düşündü..

- * -
'Kahretsin, bardağın tam üstüne kondu!' diye haykırdı. Bardağa dokunduğu zaman kelebeğe deyebileceğini ve bunun iğrenç bir şey olduğunu düşündü. Daha büyük bir bardak, mesela kavanoz alıp o bardağın üstüne koyarak da bu problemin çözülebileceği aklına geldi. Mutfağa bir kavanoz almaya gitti.

Bir an, kahvaltıyı hazırlaması ve çayı koyması gerektiğini anımsadı. Önce kelebek problemini çözmek istediğini farketti ve boş bir kavanoz alıp oturma odasına geri döndü.

Kelebek, halen bardağın üstünde bekliyordu.

- * -
Bu aşamadan sonra toplumsal bir mesaj beklemediğini biliyorum. Az önceki küstahlığıma rağmen buraya kadar okuman takdire değer doğrusu. Ancak, bitmedi..

- * -
Koltuğun üzerinde oturan kendisi, ayağa kalktı ve odadan çıktı. Bardağın üzerinde sabitlenmişti sanki, kelebek bedenine hükmedemiyordu.

Diğer kendisi, odanın kapısında içeri büyük bir kavanozla girdi. Yavaşça yaklaştı ve aniden kavanozun üstüne kapadı. Çok korkuyordu.

Kavanoz, insan bedenindeki kendisi tarafından delice sallanıyordu. Bardağın üstünde bir sağa bir sola çarpıyordu.Midesi okadar çok bulanıyordu ki..

- * -
Arkadışına gerçekten de çok sinirlenmişti! Çayın hazır olmasını beklerse işe geç kalırdı ve kahvaltıyla ilgili bütün hevesi yerini öfkeye bırakmıştı.

Oturma odasına geldiği anda, arkadaşının yerde hareketsiz bir şekilde sırt üstü yattığını gördü..
Yüzünün üstü kusmuk kaplıydı.

- * -
Yeterince iyi biri değilsen; Zamanın dolduğunda, kara melek ansızın gelecek ve sana görmek istemeyi hayal bile edemeyeceğin bir kabus gösterecek.

Söylemedi Deme! -Kelebek :)