10/01/2006

UYUMAK


Soğuk bir sonbahar gecesinde, otel odasının en sevdiği karanlık köşesinde oturuyordu. Sönmeye yüz tutmuş sigarasından, kalan birkaç yudumu çekip uyumayı düşündü. Uyumak mı.. günü yeterince yaşayabilmiş miydi.. sabah önemli bir işine alelacele giden bir kişinin kendine sık sık sorduğu ‘bişey unuttum mu acaba’ sorusunu güne dair soruyordu yaşam açlığında.. her zamanki gibi olmayı yada olmamayı seçebilmişti. Sahip olduğu en büyük ve gerçek problem de buydu zaten.. nede olsa Shakesphere söylemişti..

Olmanın veya olmamanın ötesinde bir alternatif var mı diye fısıldadı; odanın ortasındaki dolabın aynasından yansıyan görüntüsüne.. Belki de hayatın ona yüklediği veya kendi kendine edindiği sorumluluklardan arta kalan vakitlerde, bunu düşünmeliydi. Okadar yorgundu ki, bu uğraşların vakit kaybından başka bir şey olmadığını aklından geçirdi..

Her zaman ki gibi, bir problemi çözümlerken kullandığı kelime oyunlarıyla ikna olacağı bir soru değildi nede olsa. Hayata dair öğretilerin her biri bu kuramlarla örtüşmüştü çünkü. Akvaryumunu keşfetmesi için dışına çıkması gereken bir balık gibi hissetti kendini. Keşfetmenin imkansızlığında uyuya kaldı…

0 comments: