Son bir kez daha ayağa kalkacak kadar enerjisi kalmıştı sanki. Kalkıp kalkmamak konusunda yaşadığı tereddütler, düşünce sarmalı ve her geçen saniye.."O da ne!" diye sıçradı. Odanın sararmış duvarlarına rağmen ne kadar da belirgin gözüküyordu..
-'kahverengi kelebek' diye mırıldandı..
Bunca yorgunluğa rağmen o kelebeği öldürmek için çaba harcayacağı düşüncesi çok mantıksız gelmişti bir an. Ama öldürmeliydi. Güvende hissedeceğini düşündü..
- * -
Uçmak.. rüyadayım galiba! Yoksa, ne yaşadığı ev bu kadar büyük olabilirdi, ne de uçuyor olabilirdi. Uçmak ne kadar da güzel bir şey!
Daha öncede yattığı odadaydı, ama yatakta yoktu. 'çünkü uçuyorum!' diye haykırmak istedi ama sesi çıkmıyordu. Bunun kabus mu yoksa güzel bir rüya mı olduğunu anlamak çok zordu. Yatak odasının kapısının arkasındaki, genelde sivilcelerini sıkmak için kullandığı aynada kendini görünce bunun bir kabus olma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu düşünmeye başladı. Kahverengi, çirkin bir kelebek gibi gözüküyordu. Gözükmek ne kelime, ta kendisiydi..
Durumun tadını çıkarmakla, hissettiği rahatsızlık arasında bir seçim yaptı ve ' fırsat bu fırsat, uçmalıyım!' diye haykırmaya çalıştı. Sadece uçabildi.
Televizyonun olduğu odaya doğru kanat çırptı, çünkü genelde oranın camı açıktı ve rahatlıkla dışarı çıkabilirdi. 'O da ne!' diye haykırmak istedi ama..
Koltukta oturan ve baygın baygın bakan kişi ta kendisiydi!
- * -
Hikayenin bu aşamasında, toplumsal bir mesaj mı bekliyorsun ? Mesela adam kelebeği öldürüyor ve kelebek kendi olduğu için aslında kendini öldürüyor gibi... Bekleme..
Okumaya devam et..
- * -
Gözlerini açtığında, yorgunluktan sızmış olduğunu ve daha da kötüsü kelebeğin halen odanın sararmış duvarında olduğunu gördü. Uykudan önceki kadar yorgun hissetmiyordu kendini.. 'Senin işini şimdi bitirecem!' diye seslendi kelebeğe..
Ama hep merak ettiği birşey vardı. Kelebeğin kanatlarındaki tozlardan bir miktar eksilince uçamadıklarını duymuştu.. Bunu denemek istedi, ama nasıl yapacağını bilmiyordu.
Sehpanın üzerinde duran boş bardağa hapsedebilir ve bardağı hareket ettirerek kanatlarına deydirebilirdi. Bu sayede bir miktar kelebek tozunu dökeceğini düşündü. Kelebeğe ' kelebekçik sehpaya gelsene' diye seslendi.
- * -
Koltukta oturan bedeni, ansızın uykuya dalmıştı. Bu ne biçim rüyaydı!. 'Ben kelebek oldum, koltuktaki ben ise uykuya daldı!'.. Orada beklemenin en güvenli tercih olacağını düşündü. Ayrıca, üzerinde durduğu sararmış duvarın bu kadar pis olduğu hiç farketmemişti.
İlerliyen dakikalarda koltuktaki kendi uyandı. Ona dikkatlice bakıyordu. ve ansızın seslendi.. 'senin işini şimdi bitircem!' .. Ses ve içeriği çok ürkütücüydü..
O an, bunun çok garip bir tecrübe olduğunu ve kelebek midesinin bulandığını hissetti. Koltuktaki kendi sürekli birşeyler mırıldanıyordu ona bakarak ve yeniden seslendi 'Kelebekçik sehpaya gelsene!'
Kanatlarına hakim olamıyordu artık, ansızın sehpaya doğru uçtu ve tam ortasındaki bardağın üstüne kondu.
- * -
Marketten aldığı yumurtaların kesin kırıldığını düşünüyordu. Aniden karşısına çıkan çocuk, alışveriş torbasına çok kötü çarpmıştı. Adımlarını iyice hızlandırdı..
Evin kapısını defalarca çalmasına rağmen ev arkadaşı halen kapıyı açmıyordu. Daha da ilginci, evden hiçbir ses gelmiyordu. İyi ki anahtarlarını yanına almıştı.
Kapıdan içeri girer girmez doğruca mutfağa yöneldi, alışveriş torbasına baktı ve 'ohh be!' diye seslendi. Yumurtalar sapasağlamdı.
O alışveriş yapacak, ev arkadaşı da çay vb şeyleri hazırlayacaktı. Ama ne bir kahvaltılık vardı masanın üstündene de ocağın üstünde bir demlik.
Kızgınlıkla yatak odasına doğru gitti. Odada kimse yoktu. Arkadaşının, oturma odasında olabileceğini düşündü..
- * -
'Kahretsin, bardağın tam üstüne kondu!' diye haykırdı. Bardağa dokunduğu zaman kelebeğe deyebileceğini ve bunun iğrenç bir şey olduğunu düşündü. Daha büyük bir bardak, mesela kavanoz alıp o bardağın üstüne koyarak da bu problemin çözülebileceği aklına geldi. Mutfağa bir kavanoz almaya gitti.
Bir an, kahvaltıyı hazırlaması ve çayı koyması gerektiğini anımsadı. Önce kelebek problemini çözmek istediğini farketti ve boş bir kavanoz alıp oturma odasına geri döndü.
Kelebek, halen bardağın üstünde bekliyordu.
- * -
Bu aşamadan sonra toplumsal bir mesaj beklemediğini biliyorum. Az önceki küstahlığıma rağmen buraya kadar okuman takdire değer doğrusu. Ancak, bitmedi..
- * -
Koltuğun üzerinde oturan kendisi, ayağa kalktı ve odadan çıktı. Bardağın üzerinde sabitlenmişti sanki, kelebek bedenine hükmedemiyordu.
Diğer kendisi, odanın kapısında içeri büyük bir kavanozla girdi. Yavaşça yaklaştı ve aniden kavanozun üstüne kapadı. Çok korkuyordu.
Kavanoz, insan bedenindeki kendisi tarafından delice sallanıyordu. Bardağın üstünde bir sağa bir sola çarpıyordu.Midesi okadar çok bulanıyordu ki..
- * -
Arkadışına gerçekten de çok sinirlenmişti! Çayın hazır olmasını beklerse işe geç kalırdı ve kahvaltıyla ilgili bütün hevesi yerini öfkeye bırakmıştı.
Oturma odasına geldiği anda, arkadaşının yerde hareketsiz bir şekilde sırt üstü yattığını gördü..
Yüzünün üstü kusmuk kaplıydı.
- * -
Yeterince iyi biri değilsen; Zamanın dolduğunda, kara melek ansızın gelecek ve sana görmek istemeyi hayal bile edemeyeceğin bir kabus gösterecek.
Söylemedi Deme! -Kelebek :)
- * -
Yeterince iyi biri değilsen; Zamanın dolduğunda, kara melek ansızın gelecek ve sana görmek istemeyi hayal bile edemeyeceğin bir kabus gösterecek.
Söylemedi Deme! -Kelebek :)